23 Aralık 2011 Cuma
23 Kasım 2011 Çarşamba
Meet Albert
Köprü ve viyadükler yoldan benden senden önce donar..
Arabamı satarsam üzüntüsünden yanar..
Trenim olsa dolaşır bütün orta avrupayı, karpatlardan rampa aşağı...
Arabamı satarsam üzüntüsünden yanar..
Trenim olsa dolaşır bütün orta avrupayı, karpatlardan rampa aşağı...
Aklıma gelince pulmanım boşalır, bulgar mafyaların kompartmanımı basar..
Apaçilerin vagon tepelerinden arka çıkar, rahat vermez şahsıma
bulamaz sakin bir kırsal, sireni yankı yapar bilmezmisin hep vadi arası...
Çok mu pürüzlü coğrafyam takıldı kaldı uğraşsan kafa açar..
Yarım daire kanallarım ta östakiden tıkalı..
Kimyası bozuk dokunuşların artık peşine takmaz aval aval..
Faraday kafesinden kaçma hayallerim eskisi gibi değil, topraklamalı...
Üç beş manzara bulup fotoğraf çektirseydik keşke
yırtıp, yakıp sıfırı bulacak döküman bile yok elimizde..
Bitmemiş Mc Donalds filmleri, ketçap mayonez karışımı gibi dökülürken beynime..
0-100 üm 100 süzlüğümden daha yavaş artık.. kaç fren hakkım var?
Bitmemiş Mc Donalds filmleri, ketçap mayonez karışımı gibi dökülürken beynime..
0-100 üm 100 süzlüğümden daha yavaş artık.. kaç fren hakkım var?
Yol vermez tıknaz kedin her akşam kirvesiyle önümü keser..
Köşeyi dönsemde zaten benim değil artık o sokak yerimde yeller eser..
Albertin mekanı oralar, hala onundur sanırım..
Turnusol kağıtlarına kıç siliyim Albert, Bakü Ceyhan boru hattına baştan sona harbi çekesin..
Lockoutlara gelesin, eminönünde şişman palyaçolara ellenesin..
Korkma yolda sokakta rastlaşırsak dalmam tekme tokat..
Belki bir gün tanıştırırlar bile bizi, belkide ben dönene kadar sen çoktan yol olursun..
2 Kasım 2011 Çarşamba
2:53 for Vendetta
( Verse G )
Klimarnock sahilleri bu mevsimde çok ıssızdır. Gitsek bizde sıkıntı yaratır.
Gitmemiz önce sevgilinden ayrılmana bağlı. Çünkü Onu götüremeyiz, o kalmalı.
Ayrılınca tekrar buluşmaya başlamamız gerek. Gülüşmemiz, sevişmemizle ilgli.
Buluşma için tekrar muhabbete girecek konuyada ihtiyacımız var. Konuşmasak bakışsakta yeterli.
Bakışmamız tamamen bir yerlerde karşılaşmamızla alakalı. Tesadüf bu işi organize etmeli.
En önemlisi karşılaşınca yalandan iki laflayıp ayrılamayız. Klimarnock'a sıkılsakta gitmemiz lazım.
hemen değil ama daha sonra..
( Verse 2:53)
Zamana güzellik katmak gerek.. Bir insanın kafatasını kırmak için yaklaşık 230 kiloluk baskı gerekir.
Ama duygular daha hassas şeyler. Asla bir trafik kazasına benzeyeceğini düşünmemiştim..
Frene asılıyorum ve duygusal bir darbe ile fırlıyorum..
Bu tür zamanlarda aklından çok garip şeyler geçebiliyor.
Eski yaşlı soru Aşk neki?
Gerçekten bu kadar hızlı mı geçip gidiyor? Erenköy de uçan halısı olmayan bir ev var..
Zaman düşünme zamanı.. Mutsuzluk şeytanlarının yanınıza uğradığı zaman..
Artık olmadığını düşünmek odadaki tüm oksijenin çekilmesi gibi...Birden bire fazladan 8 saatiniz var..
Hayat 1/3 oranında uzadı artık..Her saatin her saniyenin geçişine tanık olma zamanı..
Zamanın bir kısmını takas etmem gerektiği ortada..
O ilk güne geri döndüm, zamanı durdurmak istedim..
O anın tadını çıkartmak istedim..
O anı bir hafta yaşamak..
Ama durduramadım..
Sadece yavaşlattım.. Daha anlayamadan gitmişti..
( Chorus )
Kendini çok zorlama, en güzel şeyler onları en az beklediğinde olur..
30 Ekim 2011 Pazar
29 Ekim 2011 Cumartesi
Cumhuriyet Fener Alayi; Alayina gider..!!
İstanbul'un en Cumhuriyetci Caddesi yasaklara rağmen herzamanki fener alayini toplayip bu basiretsiz korkak hükümetin ve aponun piçlerinin alayina gittiğini gösterdi..
Test Broadcast
Bilmelisiniz ki öyle işaretlenmeyiz, o kutuya düşmeyiz. Server bile bilir bizim yazdığımızın değerini. Kuşkusuz uzun zaman öteye uzanır hikayemiz;
Yeşil vadilerinde yürüyüşlere çıkıyorum, patates ekip mısır biçiyorum*.
Bir gün dayımın küçük oğlu Bedri çıka geldi Tahrana. Üfecicik elleri montunun cebindeydi. Sağ eliyle cebinden karanfil çıkardı, ağzına attı. İ-leş gibi soğan kokuyordu, uçakta tandır yemişti.
Hoş geldin bedo dedim alnına dökülmüş altın sarısı saçlarını başının sağına doğru attım.
Hoş bulduk enişte dedi.
Buraya niden geldin bedo dedim. Sustu, gözlerini garda makara yaparak trenlerini bekleyen exchange studentlara dikti. Sol cebinden çıkardığı kımızdan bir yudum aldı.
Verecek cevabı yoktu. Yakapaça yakaladım ve apartopar ilk Viyana uçağına bindik. Schwechat havalimanına indiğimizde arasıra top oynadıkları halısahanın sahibini aradım.
Hemen geliyorum 2de ordayım dedi. Bedri bana o sırada bir evden bahsetmeye başladı. Orda atların olduğunu falan anlatıyordu. Konu ilgimi çekmedi, kapattım. Saat 2yi geçiyordu ama adam hala piyasada yoktu. 3 oldu, 4 oldu. Yanlış adrese mi düştük diye korkmaya başladım. Fakat ondan daha kötüsü geldi aniden aklıma soğuk soğuk terlemeye başladım. Kalbim kalabalık bir bulvarda tosbağıdan kaçan bir palyanço gibi hızla hızla atıyordu. Gözlerim doldu.
Beni bu denli benden alan fikir; ya doğru adresteysek fakat önemsenmeyip inbox'a düşmediysek?
O an adam hızlı adımlarla göründü. Yüzüm güldü. Palyançom korkusunun yersiz olduğunu anladı.
Şüphesiz ki spam değiliz.
ses 1 2/ ses/ s/ test/ s/ ses/ s
(*kuzey iskandinavyada eski bir inanışa göre Urartulular asla yalan söylemezler)
Birthday Jingle
Denizaltılar o yağmurun altında drift yaparken,
eğer Normandiya 44lerde daha sakin bir yer olsaydı,
kaleyi zorlayan İnkalılar onlarca kez aynı tecrübeyi yaşamayacaklardı.
Kara kutu bilgileri daha önce bir kere deşifre olmuştu
ama memlekete yeni bir anayasa paniği hakimdi.
İkinci keşif için yeni bir Columbus gerekliydi
ve sen o çitalar arasında en hızlısıydın.
17/08/2011'e itafen...
FЯ
28 Ekim 2011 Cuma
With or without you
See the stone set in your eyes
See the thorn twist in your side
I wait for you
Sleight of hand and twist of fate
On a bed of nails she makes me wait
And I wait without you
With or without you
With or without you
Through the storm we reach the shore
You give it all but I want more
And I'm waiting for you
With or without you
With or without you
I can't live
With or without you
See the thorn twist in your side
I wait for you
Sleight of hand and twist of fate
On a bed of nails she makes me wait
And I wait without you
With or without you
With or without you
Through the storm we reach the shore
You give it all but I want more
And I'm waiting for you
With or without you
With or without you
I can't live
With or without you
KABİLİN PASTA BAHÇELERİ
Yolun kenarında ufak nehirler oluşturuyor yağmur. Ara sokaklarda ise güneş var. Takım ruhunu kaybetmiş bireysel bankacıların protestosu damgasını vuruyor sisli şehrimize. Faydasız beyanatlar Filipinlerin ekmeğine yağ sürüyor. Atlas okyanusu ise kura sonucu Umman deniziyle karşılaşacak.Çinliler artık çakmasını aslından önce üretiyor.
Ertelenmiş yarınlar bu yazda yok satıyor. Ona hazırlanmış gelecekler onsuz zaten gelmeyecek. Sabah kalkmanın amacı sadece alışkanlıktan ibaret. Kalbim beynime yıllarca teşvik pirimi yollamış ahlaksızca. Fiziken daha yakında olsada manen hiç bu kadar uzak olmamıştı gizopa kajmer şarkıları . Bu civarlarda dolanıyor hayat akışım. Annelerin boş yoğurt kabıyla yolladığı dolmalar kadar bilindik artık. Yelkenim kapalı, Niagaram sidik gibi akıyor. Bozhöyük yolun yarısıdır. Saba Melikesi gece ormandaki o kayın ağacının altına oturmuşken meraklı gözler onun sabaya en hakim tepedeki havuz başında, alem yapan jarusallem seferinden yeni gelmiş Osmanlı jenicharilerinden haberi olup olmadığını fısıldıyorlardı birbirlerinin kulaklarına
En büyük problem rüzgarın perdemi götürmek istemesi cam açıkken. Bunuda aşacağıma adım gibi eminim.
Saçmalatmaca Vol.2
Insanlar sabahları uyanırlar. güneş sabahları doğar. insanlar işe giderler. ayakkabı giyerler. bazen lacivert, bazen siyah, bazen beyaz arabalara binerler. bazen de kahverengi ayakkabı giyerler. hava vardır. su vardır. bazen yağmur ya da kar yağar. kış vardır. kışın hava erken kararır. evlere gidilir. çorba içilir. şeftali yenir. insanlar pazen ya da başka kumaşlardan dikilmiş pijamalardan giyerler. pikniğe gidilir. at vardır. en çok kahverengi ya da ona yakın renklerde atlar olur. bazen taksi tutulur. kuşlar havada uçar. yer vardır. ona basılır. yaz olunca denize girilir. balıklar yüzerler. yeşil vardır.. fasta güneş doğmasını izlemek için fasa gidilir.akdenizde biz şimdi nefes alırken derinlerde bir balık kuyruğunu kıpırdatır yüzer böyle işte.bu dünyanın en gerçek şeylerinden biridir.o balığı düşünmekle ne büyük bi sırra vakıf oldum ben..uç uç kelebek balinalar köpek balıkları yunus gibi zıplarsa suyun üstüne kelebek onları öpebilir.. arabaları seven vardır arkadaslarını sevenler vardır aralarında çürük olanlar vardır bozuk olanlar yarı yolda bırakanları vardır.. içinde oturur sigara icersin unutursun.. yagmur sesını dınlersın.. bazen bos bos bakarsın.. evler var gırersın yatarsın uyursun yastık yorgan var.. bazen uyuyamaazsın cıkarsın dısarısı var sahıl var.. muzık var rock var hafıfı var sertı var jazz var bunlardan cok var.. mutluluk var aglamak var ıkısınınde tadını cıkartmak var.. Karşıdan karşıya geçen teyzeleri izlerken, sevgilimin beni o gecelambasını kapatıp nasılda bir pelikan yavrusu gibi özgür bıraktığını anımsadım.Aslında gönlümün erken boşalan trübünlerine naz yaparcasına veliefendide atlar örme yapıyorlardı yağmurlu bir Nottingam akşamını anımsatan zihnimde... casal mendes var peynır var..cuma namazı var.. mezar var gıdıp dua edılır konusulur falan.. havada lucy var onun arkadasları var.. ıp atlayanlar var.. psp oynayanlar var..sacmalamak var.. capri sun var..sallarsın sogur herkes buna ınanır.. bazen haberı yokken ızlemek var herseyı.. para harcarsın o bıter moralın bozulur falan ıstersın alamazsın alınca cok mutlu olursun.. sadece onun ıcın yasayanlar var.. ıntıhar edenler genelde yuksek yerlerden atlarlar. kadıfeden karpuz koyarsın arka camın onune...kulluktekı sıgaraları sayrsın cok ıcmısım dersın bırakıcam dersın sonra unutursun..kare dıkdortgen golge gunes agac karnıbahar tus fare fotograf...
Beynim yüreğime bileniyordu güpegündüz. Var olmayan dalgakıranlar inşa ediyordu rutubetli şarap mahzenimin 7 kat dibindeki Kırım havyarları . Ilıman bir serinlikte çimlerin düzenli biçilmesi çok dikkat çeker. Sahilde kumlara yüzükoyun uzanırken o öğlen, güneşinde gördüğüne eminim white horse şişemi çalan maskara samurları. Ama bazen hengameyi sen dizginlemelisin. Hava kapalıyken Barnebau da kale arkası biletleri hep yok satar.ve bazen zürafalarda golü göremez. Viran olmuş ormanlarına kaçan topu kovalarken mızrakları omuzlarından sarkan delikli PTT jetonları atılır ağaç kavuklarının kaydırak kıvamındaki kavuklarından. Postmodern dünyada sehpaha altları insan doludur. Arabanın sileceğine sıkıştırılan kampanya ilanları ise seni Olmayan ülkedeki peter pan kadar peter pan yapar.Ve dediğim gibi bazen zürafalarda kaçan golün arkasından küfür eder yaprak arasından..Kumaşı tiftiklenmiş kot ceketler satılmalı bu uçsuz bucaksız meksika sınırında.Karaya dik yüzen yelkenliler rüzgarı doldurmalı tutkulu gülümsemenle.Ancak sen mani olabilirsin ihracat fazlası hayallerin kabileme gümrüksüz girişine ve yok pahasına alıcı bulmasına.Kaldırım taşlarını saymak sulu boya kalemi tutmaya benzer.Eğer pandoranın kutusu açıldığında sırrımı Philedephia 76ers liler çok sıradan bulurlarsa işte o zaman rengini belli etmeli gönlünün Viyana kapılarından dönmüş büyük Montaya fanatikleri...
Ohh be rahatladık özlemişiz...
Sonuc olarak dogru yanlıs oncesı sonrası hakeden haketmeyen varmıs...
Saçmalatmaca Vol.1
Radyasyonu engelleyen kaktüsler kadar dikenli bir rose sarabın verdiği dinginlikten kutulmaya çalışsanızda aslında hayat kibrit cinlerinin ömrü kadar kısa ve güzel... Hawai nin ara sokaklarında atılan binlerce hawai fişeklerinin precision oranı artık OKEK' in pi sayısına bölünebilmesinden çok bebekte dolaşan üstü açık cj5 leri sevdim ben...
Aslında biliyorum herşeyi sadece safa yatıyorum bu sefer hemde istemeden... Nefretle sevginin arasındakı ince çizginin üstünde yürümekten kalbim nasır tuttu.. Bir Chargerım olsaydı belkide herşey farklı olucaktı; herşeymı canım sex? Sabah erken kalkıp yetişemedim sana çünkü artık arabalar yanıp kül olmaya başladı..Perunun ilk 11 ini sayabilmek kadar zor..Takunyalar gibi bu duruma katlanmak zorundayım seçim şansım yok, kime hangisi denk gelirse; aynı yükseklikte aynı kalitede aynı numaradayız ve hepimiz ıslağız...
"Annie are you ok?" diyemeyip "enegeci bok ye" diye şarkı söylediğim zamanlarda, sırtımın soyulmasını izlerken kuşadasındaki atların peşimden koşturması kadar saçma birşey olamazdı..
Kara piramidin gölgesi geyiğin üzerine vurduğunda akyuvarların grip mikrobunu tokat manyağı yapmalı pankreas dolaylarında hunharca dalmalı c vitaminlerin. Aşkımın pazartesileri geçici bunun için endişelenmemelisin. İlk bahar toprak anaya niyetlenmişken sen uzun yolculuklara çıkmalısın çünkü kuzey senin için o kadar uzak olamaz sen güneydeyken. Patinaj çeken fikirlerimin altına paspas atmalısın bazende, Pandulüme tepe noktası ayarlamalı bu gibi buhranlı dönemlerde. Babilin asma bahçeleri Tokinin insafına kalmalı tamamen. Elini tutmamın gerçekten müthiş olacağını hissediyorum yan devrilmiş fıskıyelerin aynı yeri ıslatan bakış açılılarından bakıldığı zaman. Abaküsler kavuşma tarihimizi hesaplamalı 3lü oturan ilkokul bebelerinin avuçlarında. 16 yaşını geçmiş her türk köylüsü 3 yol şantiyesi basmalı. Babalarının hayırlarına çalışmalı aşkımızın temel atma töreninde. Ambulanslar Bizon sürülerinin geçiş üstünlüğünü kabul etmeli kimi zaman. Buna gücenmemeli matrix reloadedlılar, Mercidabık parkında gün yapan teyzelere tepki göstermeli, bu sefer tehlike çanları onlar için çalmalı paza pazar kileseye çağırırcasına. Ancak akşama doğru oluşmalı hayatımızın birbirine kesişen doğruları. Balkonu nasıl yaptırmamız gerektiğine dayının küçük oğulları karar vermeli. Bazende aynı omuzda kol düğmeleri olmalıyız aslında biri sana bakan diğerleri ise ...
Yanında iyi gider...
+
2 glass Casal Mendes or 1 Jack
+
1 Kambio
27 Ekim 2011 Perşembe
20 Nisan 2011 Çarşamba
Kaydol:
Kayıtlar (Atom)






